14 Ekim 2011 Cuma

istanbul bugün yorgun,üzgün ve yaşlanmış...

istanbul'da yağmur yağınca ben istemsiz bi şekilde Teoman'ın istanbulda sonbahar şarkısını hatırlıyorum. bi anda şarkı sözleri aklıma giriyor ve mırıldanmaya başlıyorum. yağmurlu havalarda istanbul daha da güzelleşiyor sanki üstünden pisliklerini atıp arınıyor. kirlerini geride bırakıyor ve ertesi güne hazırlanıyor. tıpkı bi insanın eskilerini geride bırakmaya karar verip yepyeni bir gün için uykuya dalması gibi. hayatın döngüsü hep aynı aslında. arınmak,temizlenmek,kendini tekrar etmeden yenilenmek. İstanbul'da yağmur bana bu çağrışımları yaptırıyor. denizde önümden geçen deniz otobüsleri,karşımdaki adalar hepsi sessiz o canlılığını kaybetmiş flu gözüküyor. adaların ihtişamı gitmiş bu karanlığın gitmesini bekliyorlar. insanlar ise durgun daha çok düşünceli. hafif bi telaş var herkesin suratında,tedirginlik. oysa yağmura kendimizi bıraksak ? o bizi ıslatsa bütün gücüyle ? şemsiyesiz yürüsek mesela doyasıya içimize çeksek bu havayı sanki bi daha yağmur bu kadar şiddetli yağmıcakmış gibi gezsek etrafta. bize garipseyen gözlerle bakan insanlara gülümseyip geçsek onların da kafasında soru işareti uyandırsak ? bazı şeyleri hayatımızda farklılaştırsak kısaca ? buna yağmurda yürüyüşle başlayabiliriz. çok basit ama çoğu insanın kolayca evet diyemeceği bi sey. ufak ufak monotonluktan sıyrılalım,küçük mutlulukların,anların hayatı ne kadar değerli kıldığını görelim. yağmurda koşun,yürüyün,müzik dinleyip şarkı sözlerini bağrırak söyleyin bi şeyler yapın. yağmurda gelen bu kasveti atın üstünüzden. hayatı eğlenceli kılın kısaca. her şey denemeyle başlar. siz de deneyin,denemeye değer.
To live is the rarest thing in the world.Most people exist,that is all.” 
Oscar Wilde

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder