Güneş,gökyüzü ve onların getirdiği o sonsuza gitme hissi. Kafamda her zaman sonsuz imgesini çizen bu ikili bana sonsuzu sorgulatıyor sanki. Eğer sonsuz kavramı varsa orda mı,bizimle mi ? Son yokmuş gibi,hep yeniden başlayacakmış gibi. Başlayan nedir peki, hayatlarımız mı ? hayır. Hayallerimiz. Soyutlukta kaybolmak,dokunanamamak ama içinde bir yerlerde onları anlamak,hissetmek. Soyut şeyleri anlayabilmek her zaman zor gelmiştir bizlere veya kimilerimize oysa hayır. En anlamlı onlar aslında,bize kendilerini oldukları gibi değil, bugün var yarın yokmuş gibi gösteriyorlar ve bu taktikleri işe yarıyor. Her zaman gizemli olan daha çekici gelir çünkü daha çok çaba harcatır kendini anlatmak için. Bugün bana gülen güneş,yarın ağlayan gökyüzüyle karşımda. Beklenmedik bir anda,beklenmedik bir şekilde. Ama öyle de güzeller,ıssızlar. Ruhumuzu dinlendiren,önce yavaş başlayan daha sonra bizi heycanlandıran melodiler gibiler belkide. O hızla hayaller başlar işte. Gidersin çok uzaklara,o an uzaklaşırsın olduğun yerden,kimseyi görmezsin,duymazsın. Oysa kulakların duyuyor ve gözlerin açık. Ama alıp götürüyorlar seni işte,istediğin yere,olmak istediğin yere. Bi yere ait olmak istemeyenleri bekletiyorlar gökyüzü hızlı bir uçuşa hazırlıyor onları, yukardan bakacaklar yaşadıkları kaosun içine. Çok korkunç aslında,sonsuzluk ama kendine has bir bilinmezliği var. Gökyüzü sonsuzluk,güneş ise sonsuzluğu niteleyen ona ait olan ışık. O ikisi bizi duygulandırır,düşündürür,getirir ve götürür. Güneşin batışındaki o can alıcı, bize oraya daha da yaklaşmak istiyorum dedirten renkler bizi alır,gideriz. Onlar bizi belkide biz yapanlardır. Uzaktalar ama bi o kadar da yakınlar,görebilene.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder