Hep derler ya kötü bir şey olur ama sonunda hep bir ışık gelir uzaktan gösterir kendini. Eskiden bana saçma gelen bu düşünce gün geçtikçe bana kendini gösteriyor ve haksız olduğumu her geçen gün anlıyorum sanki. Lisede okuduğumuz kitapların birinde Balzac’ın bir sözü vardı ve beni etkilemişti. Sözünde yaşayacağımız bir günün diğer kötü günleri sileceğini söylüyordu. Bana göre ucu olmayan bir hayat tablosunda tek bir gün silemezdi acıları, imkansızdı. Ama bunu düşünürken tek bi şeyi unuttuğumu fark ettim ya o gün bizim beklediğimiz ve onu düşündükçe içimizi ısıtan günse ? o zaman da silemez miydi, acımız geçemez miydi ? Geçerdi,silerdi. Hocamız bize ümitle ilgili konuşurken inancım sıfırdı. Eski bana göre ümit yoktu insanlar ümitlerini kendileri yaratırlardı. Hepsi boştu belkide. Içi boş düşünce baloncukları herkesin kafasındaydı o zaman. Ama kötü günler geçirdikçe kendiliğimden iyi günlerin de geleceğini istemsiz düşünmeye ve giderek buna inanmaya başladım. Kendimi bulduğum şu anki noktada bu düşünceye inancım oldukça kuvvetli. Evet hayat denen sahne bazen acımasız,yorucu ve anlaması güç bi yol gibi. Her yol bizi başka bir yola çıkartırken, biz nereden nereye geldiğimizi bile göremiyoruz. Eskileri unutup yeni benliklerimizi çevremize gösteriyoruz. Yola çıkılan nokta en önemli olan oysa. O çıkılan noktada yaşanılan acılarla geleceğe inanarak ve her şeyin daha iyi olacağına inanarak şu anki halimize erişmişsek hayat sahnemizde biraz onu da anmalıyız. Onun da şu anki benliğimizde katkısı büyük. İyi günün geleceğine inanmak bizi kuvvetli kılar ve bize hayalkırıklığı yaşatmaz, gelir. O gün bizim günümüzdür. Doyasıya gülme,zıplama, çığlık atma,şarkı söyleme… önemlidir,uzun bekleyişin sonudur ama bizim başlangıcımızdır yeniden, bazıları için sil baştan bir hayattır belkide. Hayatın bize en güzel verdiği cevaptır,kendini somutlaştırıp göstermesidir. Son ve ilk kez.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder