Evet şu an ilk stajımı
yaparken yazıyorum bu yazıyı. Cubicle sistemle oluşturulmuş oturma planı içinde
buldum kendimi. Sıkıcı mı hayır ama oldukça sessiz olduğu kesin. Herkesin yoğun
bir can sıkıntısı olduğu halde işine konsantre olmaya çalışıyor. Bazıları ofluyor
bazıları nasıl yetiştiricem bu haberi telaşında. Kısacası herkesin mutlu olduğu
bir yer değil burası, herkes para olarak adlandırdığımız o “şey” yüzünden
buraya kıstırılmış. Saatlerce bilgisayara bakıp yazı yazanlar, yazılanları
düzeltenler burada. Bir de uzaktan haber gönderenler var. sadece onlara verilen
sorularla roportaj yapıyor daha sonra çözümlenmesi için gazeteye yolluyorlar. Roportajın
yarısı zaten geyik muhabbeti dediğimiz boş konuşmalarla dolu ama yinede büyük
bir sabırla deşifre ediliyor o haber. Bazıları uğraşırken bazıları işte
anlattığım gibi rahat. Hele gazetenin yayınlanacağı zaman herkesin yaşadığı o stres inanılmaz oluyor. Gece geç saatlere kadar yazılar yazılıyor, kontrol ediliyor. Defalarca aynı cümle okunuyor, yanlış kelime aranıyor.
Bu telaşın içinde herkesin
tek dostu var : sigaraları. Bir odaya girip bütün sinirleriyle ve
düşünceleriyle doyasıya sigarayı içlerine çekiyorlar. Onların yüz ifadelerini
izliyorum. Çoğu çok derin bakıyor uzağa, düşünceli. Eğlence kimi zaman oluyor
doğum günleri falan kutluyoruz ama dediğim gibi genelde kimse “mutlu” değil
büyük bir bıkkınlık var her birinde , bir taraftan da zorunluluk. Bırakıp gidemiyorlar da çünkü bir hayat var götürmeleri gereken. Yazdıkları yazılar sayesinde hayatları iyi kötü devam ediyor. Kısaca işte kıstırılmışlık dört bir tarafta.
ne kadar zor.
ne kadar zor.
Bir hayat kazanmak veya
kazanmaya çalışmak.


