13 Şubat 2012 Pazartesi

yorgun insanlar olarak bizler.

Aslında büyüyoruz farkında olmadan bi bakıyoruz 20 olmuşuz. Başlıyor bu sefer üniversite, staj, gelecek hayalleri. -bazıları için de evlilik düşüncesi-. Sanki insan kendini bi farklı hissediyor, büyük. Büyüklükle beraber ben olgunum artık diyor kendine, hayata hazırım - oysa ki değil. Neyse bu durumu ona çaktırmadan evet artık hayat senin deniliyor ve evet o hayatına başlıyor. Kendine güvenen, dimdik biri. Daha önce girmediği ortamlara giriyor, iş görüşmelerine, mülakatlara. İlk başta ne yapacağını şaşırsa da zamanla alışıcağını düşünerek ben artık büyüdüm, itibarım olacak düşüncesiyle emin adımlar atıyor kapıdan içeriye doğru. O kadar eğitim hayatı sonunda işe yaradı diyor kendi içinden. Aslında haklı evet işe yaradı kendine kattıkları şimdi onu belki de diğerleri diye sınıflandırdıklarından öne attı. Neyse bizim olgun kendini bulmaya çalışırken sanki hafif yenik düşüyor tempoya. Liseden ve üniversiteden farklı bir ortamda burada büyük bir rekabet var çünkü ve o da bunun içinde şu an yer almasa da ileride kendisini bu hırs dolu insanlar arasında biri olarak görebiliyor. Yok ben olmam asla düşüncesi bir tarafında onu tatmin ederken ya olursam seçeneği de aklını arada çelmeye devam ediyor. Yine yıllar geçiyor, bi bakıyor evet tam orada. Bu sefer geçmişi özlemeye, bu yarıştan çıkmaya bakıyor bir an önce. Eski rahatlığı, eğlencesi artık yok. İş saatleri, telefon görüşmeleri ve ciddi toplantıları var. Hep ciddi olması gereken yerler var, gülmek istediğinde bile susması gereken, hayır demek istediği halde evet demesi gereken yerler.  Her şeyden önemlisi yaşam mücadelesi var. 20 yaşında kapıdan dimdik çıkan o, 30larında benliğini hırs ve mücadeleyle bürümüş biri olarak kendi evinin kapısından içeri giriyor. Bu sefer yorgun,bitkin ama hala hırslı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder